8.3.09

Biraz izin...

Neredeyse iki gündür ayaktayım. Biraz izin istiyorum uyumak için... Yarın yeni notlarla geleceğim. Umarım bugünden keyif almışsınızdır...

Bu arada bu gece ATV ana haberdeydim. İzlediniz mi? Pek bi heyecanlıydım. Annem, "Ekrana bakarken bir an kahkaha patlacaksın diye çok korktum" diye söyledi. Yine de ilk canlı yayınım olmasına karşın çok da kötü değildim yaaaaa::))

Tüm yorumlara, tıklara teşekkürler. 

Bana da iyi geceler...

bilge.

7.3.09

Orta şekerli kahve


Çiğdem Anat'ın kahve içer misiniz sorusuna, orta şekerli isterim. Ben hep "medium", orta halli yaşayan biriyim yanıtını verdi. Ama sanırım kahveler zaten hazırdı, çünkü sadece 1 dakika içinde masaya geliverdi. Hillary de bir fırt çekip kenara bıraktı!:)

Herkesi öptü


ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton merakla beklenen "Haydi Gel Bizimle Ol" programının çekimleri az önce bitti. İçeride "embedded" diğer gazetecilerleydik. Burada Hillary'ye orta şekerli Türk kahvesi verdiler. Birbirinden ilginç sorular sordular.

Türkiye'nin çok önemli bir ülke olduğunu ve Obama yönetiminin Türikye'yi çok önemsediğini söyledi.

Ama asıl yanıtlar "light" olanlardı. Michelle Obama'nın çok iyi iş çıkardığını söyledi Hillary.

Dışişleri bakanı olmasının tamamen bir rastlantı olduğunu anlattı. Hiç beklemediği bir anda kendisine önerildiğini söyledi.

En son ne zaman aşık oldunuz diye soruldu. Yanıtı "Çooookkk uzun zaman önce kocama"... Bill Clinton ile 1971'de tanıştığını ve 1985'te evlendiğini anlattı. "Yaşamım 17 yıldır Bill'in seçildiği andan itibaren, durmuş durumda. Lokantaya gitmek, tanınmadan dolaşmak neredeyse imkansız. Ama üçümüz birlikteyken çok mutluyum. Kağıt oynuyoruz, sinemaya gidiyoruz."

Hillary’ye Monica Lewinsky’yi sordular!


Yanıtı: Zor zamanları aşkla aştım. Ayrıca ailem, inancım ve arkadaşlarım hep yanımdaydı. Çok şanslıyım ve ailem beni hep destekledi.

Müslüman dünyaya mesaj Türkiyeden mi?

Hillary Clinton, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'la basın toplantısında, ABD Başkanı Barack Obama'nın önümüzdeki aylarda Türkiye'yi ziyaret edeceğini söyledi. Bir gazetecinin, "Müslüman bir ülkeye gidecekti. Mesajını Türkiyeden mi verecek" sorusuna ise "hayır. bu henüz belirlenmedi" dedi. 

OBAMA TÜRKİYE'YE GELİYOR..

HILLARY CLINTON: OBAMA ÖNÜMÜZDEKİ AY TÜRKİYE'Yİ ZİYARET EDECEK..

Hillary niye bize geldi ki?

Bir de küçük bir not. Yapılan yorumlarda gördüğüm bir soru: Hillary neden burada?

Dışişleri Bakanı olarak çıktığı yaklaşık 2 haftalık turunun son ayağı Türkiye. Bu arada Japonya, Endonezya, İsrail, Mısır, Brüksel dahil onlarca ülkeyi ziyaret etti. Benim fikrimce, amaç ABD'nin Bush'u 8 yılı nedeniyle bozulan imajını düzeltmek. Güney Kore'de bir kız okulunu ziyaret etmesi, bizde de "Haydi gel bizimle ol" programına kendi isteğiyle çıkmak istemesi bunu gösteriyor.

Peki resmi olarak ne var? ABD Irak'ta ve Afganistan'da gerçekten zor anlar geçiriyor. Irak'tan askerlerini çekmesi yönünde büyük baskı var ve bunu bölge ülkelerinin desteğini almadan yapamaz.

Afganistan'daysa çatışma bölgelerine Türk askerinin de gitmesi isteniyor.

Peki Türkiye karşılığında ne isteyecek? Ermeni tasarısının geçmemesi ve Başkan Barack Obama'nın "soykırım" dememesi Türklerin listesinin başında geliyor. Bir de arabuluculuk çalışmalarına destek arıyor Türkiye. 

Durum bundan ibarettir. Bu zirvenin meyveleri bir iki aya kadar ortaya çıkar zaten.

İzleyelim:)) 

Hillary'nin güvenlikleri...

Bana göre bugün çektiğim en keyifli resimlerden biri. Aslında sağdaki kişiyi kırpacaktım ama önemli bir görevi vardı!
Bence bir günü özetliyor. Hillary Clinton Anıtkabir'den inerken basın fotoğraf çekmek için resmen savaş veriyordu.
Sağdaki kırmızı kıravatlı, basının ileri geçmemesi için tüm gücünü kullandı. Çünkü kurallar böyleydi. 
Ama bana göre en etkilisi hemen sağındaki güvenlik. Elleriyle "asla" mesajı verirken gözleriyle de etrafa "hepinizi izliyorum" diyordu!

Sarılar içinde... ve burada bulunmaktan "gurur duyuyor"...



Üzerinde sarı ceket ve pantalon takımıyla gerçekten çok güzel gözüküyordu. Normalde hep giydiği ve göz rengine uyan lacivertten vazgeçtiği için içimden bir “oh” çekmedim değil. bugüne kadar Hillary’nin bulunduğu 3 toplantıdaydım ve üzerinde hep mavinin tonları vardı. Sabah atkısını boynuna atarak otelden çıktı ve yoğun programına başladı.

Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşmesi normalden yarım saat uzun sürdü. Kapıdaki güvenlikler iki kez harekete geçip araçtan indiler.

Ardından da Anıtkabir’e gittik. Önce üzerinde “ABD Dışişleri Bakanı” yazan çelenki koyduktan sonra defteri imzalamak üzere merdivenlerden indi. Orada bir süre durup halkı gülümseyerek selamladı. Burada yıllar önce gelmişti ve Türkler Clinton ailesini seviyordu.

Deftere yazdıkları ise kısaydı: “Burada bir kez daha bulunmak, Amerikan halkının dostluğunu sergilemek ve bu ülkenin kurucusuna saygılarımı sunmak büyük bir onur.”

Özel bir basına söyledikleri ise kısaydı: Buraya yıllar önce Devlet Başkanı’nın eşi olarak gelmiştim. Bugünse yeni bir yönetimin Dışişleri Bakanı olarak geldim. Büyük bir onur...”

Ardından yine motorlar çalıştı. Yolumuz artık Dışişleri Bakanlığı’nda...

Koşturmak koşturmak koşturmak


Sabah erkenden kortejle birlikte yola çıktık... Puffff nasıl bir koşturmaca. Otelde herkes sabah sıralanmış Hillary Clinton’un çıkmasını bekliyordu.

Biraz gerilim vardı üzerimde, çünkü nerede nasıl fotoğraf çekeceğimi ve nerelere katılabileceğimi bilmiyordum. Benimle birlikte 11 gazeteci daha var, kortejde. Bloomberg, AFP, Politico internet sitesinden gazeteciler. Yaptığım en iyi olay, onlarla birlikte koşup onlara katılmak. Araçtan inip resmen koşturuyoruz. Bu çok heyecanlı. Benim gibi Türk gazeteciler de kapıda çıkmalarını bekledi.

Ve güller sahibini sonunda buldu!



Hillary Clinton geldi… Tüm günü bu üç sözcükle de özetleyebilirim ama hayır… Cuma 21.00’da başlayan koşturmaca uçağın gece 2 buçuk sularında Esenboğa’ya inmesiyle sona erdi. Bu yaklaşık 7 saatlik olayımı özetliyorum: endişe, heyecan, koltuklarda uyuyan yetkililer… Gecenin sorusunu da ekleyeyim: “Blogger da ne?”

Önce küçük bir brifing aldım. Clinton’un programı, benim özgürlüklerim, sınırlarım, kurallar üzerine. İlk söylenense şuydu: “Yarın rahat ayakkabılar giy çünkü koşacağız!!!” Yani durum şudur: Konvoyda olacağım için Hillary indikten sonra arkasından hemen toplantıya girecek o çıkıp ilerlerken de hemen aracımıza koşacağız. Tüm söylenilenlere tamam deyip havaalanının yolunu tuttuk. Uçağın iniş saati ise geciktikçe geçikti. Gece yarısını çoktan geçmiştik. Koltukta uyuyan yetkililer vardı. Çünkü herkes cumartesi gününün koşturmacasına hazır olmak istiyordu. Eee fırsat varken kapayacaksın gözünü! Kural budur...

Elçilik çalışanları beni geri kalanlara, güvenlikçilere tanıştırdı. Kısa bir merhaba ve ilk başta sözünü ettiğim cümle: “Affedersin ama tam olarak ne iş yapıyorsun?”

Gazeteciyim diye özetlemek çabalarım boşa gitti. Herkese teker teker yazdıklarımı, nasıl buraya geldiğimi anlattım. “Mmmmm, çok ilginçmiş.” Evet benim hayatım hep ilginç zaten☺

Ben insanlarla konuşurken “üsttekiler” de köşelerde fısırdaşıyordu. Bu ortamları seviyorum. Çok önemli bir gündem olduğunda tüm hazırlıkların sorunsuz yaşanması için sürekli planlar yapılır; çoğunluğu da gizli! Ellerde blackberry’ler, kulaklarda telefonlar... Yorgun gözler...

Sonunda saat 2 buçuğa doğru Hillary Clinton’un uçağı göründü. Süper bir iniş, ardından kıvrak bir dönüşle önümüzdeydi. Ne yazık ki Clinton’un inerken fotoğrafını çekemedim. Çünkü Hillary ile sürekli seyahat eden diğer gazetecilerle konvoya katılacaktım. Yani koşmaya başlayacaktım.

Kortejle geçen ilk tecrübe, yanıp sönen mavi tepe lambaları ve kapaılmış yollar... Yorucu ama gerçekten keyifli bir günün bizi beklediğini hissediyorum.

Yarın görüşürüz...

(Not: Yukarıda gördüğünüz Sabah gazetesi muhabiri Mehmet Acar’a ait.)

Kırmızı halılar...


Bu resmi davetlerde, film açılışlarında kırmızı halı serilmesi hep ilgimi çekmiştir. Yani niye kırmızı da mavi, yeşil veya mor değil? 

İlk kez M.Ö. 458'de kırmızı halı serildiğinden haberiniz var mıydı? Agamemnon'un karısı, kocası Troya'dan dönerken sermiş. Ama Agamemnon "ben Tanrı değilim" diyerek yürümemiş üzerinden... Tarihte ilk resmi olarak serilmesi ise 1902 imiş...

Dün de havaalanına inmeden önce kenarda bekleyen rulo halindeki kırmızı halı, uçak gelir gelmez itiliverdi. Oradaki görevli yazık, dakikalarca öyle halının başında belki de en önemli işi yapmak için bekledi. 

Nedense bana bu kırmızı halı işi çok ilginç gelir! Size?

Çay mı Scotch mu?


Elçilik çalışanları, Türk Dışişleri yetkilileri ve geri kalanlar. Bekle allah bekle. Eeee ne yapar Türkler? Çay içerler. Ardından ne yaparlar? Yabancılara ikram ederler. Gece boyunca gelsin çaylar gitsin çaylar. Anlayacağınız caydanlıklar ocağın üzerinden kalkmadı, bardaklar da buradaki gibi ender boş kaldı...

(ama şunu söylemeden edemeyeceğim. sürekli çay ve ıhlamur servisinden bunalan bir Amerikalı'nın "ben bir Scotch viski istiyorum" diye seslenmesi uykusuz gözleri uyandırdı. Haksız da değildi!

Güller sessizce bekledi...


Herkes uçağı beklerken içeriye biri güllerle girdi. Uçağın kısa bir süre sonra ineceği sanılıyordu. Ama öyle olmadı... Herkes gibi güller de bir sandalyenin üzerinde Hillary Clinton'a verilmeyi sessizce bekledi...

6.3.09

Otelde K-9'la bomba arandı!!!


Hillary Clinton'un gelişi öncesinde Ankara tam alarmda resmen... Kalacağı otelin dört bir tarafında polisler ve çevik kuvvet araçları bekliyor.

Otele girdiğim andan itibaren önüme kocaman bir köpek çıktı!!! Eeee normalde kaç kez gezer ki bir köpek otel içinde... Asansöre biniverdi "küçük" köpek ve yukarı çıkarıldı. Tabii katını bilmiyorum!

Daha sonra adının "Max" olduğunu ve kadrolu Dışişleri Bakanlığı'nın köpeği olduğunu öğrendim. İşi gerçekten ağır!!! 

Güvenlik görevlileri, Hillary Clinton'un odasına çıkarıldığını söyledi. Bomba araması yapmış!!!

Ama acayip renkteki gözlerine bakıp uzaylı sanmayın. Fotoğraf makinem böyle işte ne yapayım! 

Güvenlikler ayrıca Hillary'nin geçeceği koridorları paylaşıyordu.

Yani Ankara Hillary için hazır!!!