12.1.10

Ürdün'de Kraliçe Rania ile görüştüm. Öyle bir hasret giderdik döndüm:)


Ne zamandır yoktum. Böyle başlayan ne çok yazım var. şöyle bir baktım da geçmişe. bana hadi yaz artık diye mail atan hiç tanımadıklarım... ben de sizi özledim. ama yeni yıl geldi ya hani. yeni kararlar alıyor insan duvarına birkaç blok koyuyor eskilerini atarak. sonra o kararların birini bile uygulayamıyor. en basitinden şu saçlarımı bile kestirip boyatamadım çevre baskısından. yaza minicik yapcam hepsini kararlıyım. 
Baktım da şöyle bir neler birikmiş yazacak. en önemlileri ürdün ile ermenistan bence... ama hepsini bir anda yazmamı beklemeyin ne olur. bu aralar işle beynimi yemek üzereyim... 
okudunuz mu? ürdün kraliçesi rania ile söyleşim çıktı sabah gazetesinde... aşağı linkini veriyorum. isteyen tıklayıp okuyabilir... biliyorum bu aralar sabah'a karşı bir almama kampanyası var. ama orası benim gazetem ve ben orayı seviyorum. hatta oradan emekli olmayı bile düşünüyorum desem yeridir... bu yüzden en azından bana bir tıkı çok görmezsiniz değil mi? 
çok tatlı bir kadın... tam bir yıl boyunca uğraştım söyleşi alabilmek için. yemin ederim obama'dan bile yoğun kendisi. kraliçe olmak zor işmiş. ama hiç vazgeçmedim. her ayın başında maillerimle basın ekibini o kadar taciz ettim ki sanırım benden bıktılar ve "bırakın konuşsun" dediler...

paketledim valizimi ve ürdünün yolunu tuttum. amman çok güzel bir kent bence. ben anladım ki arap ülkelerini seviyorum. bir sonraki tatilim için beyruta gideceğim kararlıyım.

neyse, dedim ki kraliçeyle buluşcam saçlarıma bir fön çektireyim. ama ben her yeri avrupa ya da istanbul sanıyorum. 9da gelmesi gereken otelin kuaförü 10 buçukta yoktu. ve beni saraydan araçla almaya geleceklerdi bir saatte. sokağa çıkıp bir kuaför aramaya başladım. allahım öyle yürüyorum amman sokaklarında. bir baktım bir yer. makyaj evi gibi. o arap kadınları ne çok süsleniyor o zaman fark ettim. neyse iki fön, hemen otele gelip giyindim ve tuttuk şoförle sarayın yolunu. aman çorap kaçmasın, aman kayıt cihazı yerinde mi, aman fotoğraf makinesi hazır mı... dönüşü olmayan bir yoldayız. hep panik olurum söyleşiler öncesinde. soruların üzerinden belki milyonuncu kez geçtim. sonra girdik bir yola. kraliyet yoluymuş. fotoğraf çekmeme izin vermediler. o yüzden ne yazık ki göremeyeceksiniz. ama etrafı duvarlarla çevriliydi. halktan ayıran duvarlar. öyle oturup da kraliyeti falan övmeyeceğim. sonuçta dünyanın tek eşit yönetimidir cumhuriyet. ama en azından kral ve kraliçe de olsan halktan kopuk olmazsan da sevebilirim onları. biz de cumhuriyet var da nerde hayrünnisa nerde emine? şatolarından çıkacaklar da halka karışacaklar da.. HİKAYE!
o yüzden seviyorum kraliçe rania'yı... kadın namus cinayetleri, çocuk tacizlerine karşı çalışıyor. tacize uğrayan çocuklar için arap dünyasındaki ilk rehabilitasyon merkezini yapmış. dünyayı geziyor, eğitilmeyen kızlar için para topluyor...
ama hepsinden ötesi kadın güzel işte be canım. yani kime söylesem gitmeden, ya bana bi imza alsana falan deyip durdular. allah özene bezene yaratmış.
neyse kapılardan geçip durduk. meleke diyorlar kapı açılıyor. dedim şifre heralde bu, meğerse arapçada bizim melek'e denk geliyormuş. kraliçe babında.
neyse o kapıdan geç, bu kapıdan geç. sonunda bir basın danışmanı beni alıp bi odaya koydu. biliyor musunuz, ürdünde çok fazla çerkez var. göç etmişler oraya. zaten ürdünün nüfusunda ürdünlü neredeyse yok. büyük bir kısmı filistinli, hıristiyan, çerkez... etnik bir ülke. saray da çerkezlere hak vermek için birçok askere görev vermiş. içerisi uzun, ince, sarışın, mavi gözlü (yani sürekli kara arapları gördükten sonra insanın içi açılıyor ne diyeyim) erkekler kaynıyor. öyle dimdik duruyorlar. daha çok simgesel orada duruyorlar. 
neyse bir iki derken beni kraliçenin yanına aldılar. oturup sohbet ettik biraz. petradan istanbuldan, ammandan neler yaptığımdan. ardından da başladık söyleşmeye... konuştuk konuştuk konuştuk. 
sonra kapılar açıldı dev, yardımcısı "bitti" deyiverdi. ben de çıkıverdim hızlı hızlı. basamaklarını indim sarayın, geçtim geri kapılardan. otel odasındaydım. kayıt cihazını çalıştırdım. bu benim fobimdir, çünkü bir kez 1,5 saat telefonda söyleşi yapmış ve aslında kabloları bağlayamadığımı fark etmiştim. aynısının olmaması için hep not alırım. 
böyle işte... öğrendim ki dedesi türkmüş (zaten ürdünde yaşayanların büyük bir kısmının ataları türkiyeden göç etmiş, yemin ederim yayılmışız dünyanın dört bir yanına deyimi ancak türkler için geçerli), türk yemekleriyle büyümüş, türkiyeden birçok tablo satın almış falan filan... okumak isteyenler için buyrun... (der bilge. bir hafta sonra ne çok özlemişim yazmayı, siz de beni özlediniz mi? özlediniz biliyorum...)  

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/12/26/dedem_turktu_turk_kulturuyle_buyudum

http://www.sabah.com.tr/Yasam/2009/12/27/tac_sevmiyorum_acitiyor

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/12/28/islamda_namus_cinayeti_yok  

10 yorum:

sezgin ırmak dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Gülsün dedi ki...

İki güzel ve modern ortadoğu kadını muhteşem olmuş :) (biri hem ortadoğu, hem batılı diyelim :))

serkan dedi ki...

bu hanim hanimcik oturan kisi senmisin bilge:)

Bilge dedi ki...

eheheh... ben ortadoğulu değilim!!! :)) kültür, yemek tamam ama valla değilim:))... ama yemeklerine hayran kaldım oranın gerçekten! anlattım ya sana da uzun uzun dün gece:)

serkan, evet benim. çok hanım hanımcığım değil mi? ee en şık budur daha ötesi yok!

serkan dedi ki...

evet nazar degmesin cok hanim hanimciksin..da!birazda alcak gonullu olsakmi acaba?Saka bir yana, umarim meslek hayatinda hep daha ilerilere gidersin..basarilar

Bilge dedi ki...

cidden çok mu ukala yazmışım. valla öyle yazmak istememiştim. sileyim baştan yazayım mı?:)

AtölyeMis dedi ki...

etek cok yakışmış. seni böyle hanım hanımcık kıyafetlerin içinde göreceğimi hiç düşünmezdim! çok şekersin. aslıhan

Bilge dedi ki...

öyle kız... giydim valla o takımı... ama artık değiştim, sürekli topuklu giyip eteklerle geziyorum::)) eheheheh...

serkan dedi ki...

yok yok,sadece ufak bir sakaydi.silmene gerek yok yani:)

Bilge dedi ki...

yok yok silmem... bazılarını siliyorum keyfime göre.. ee yönetici olmak böyle bi şey serkan:)